Son Bloglar

KÖPEKLERDE IRK GRUPLARI-1

Yazan: admin Yayınlanma: Hit: 525 Yorum: 0

KÖPEKLERDE IRK GRUPLARI-1

Portekiz Su Köpeği

Vatanı: Portekiz 

 

Portekiz Su Köpeği bir zamanlar Portekiz’ in tüm sahil bölgelerinde bulunan bir köpekti. Burada balıkları ağlara göndermesi, yırtılan, kopan ağları da sudan çıkartması, gemiden gemiye ya da gemiden karaya haber taşıması için kullanılmaktaydı.

Sakin, olağanüstü zeki, iyi huylu bir köpektir, dayanıklı ve güçlüdür, alerjik olmayan, dökülmeyen, su geçirmez, kalın bir kürkü vardır ve ayak parmaklarının arası perdelidir. Mükemmel bir iş köpeği olup sonsuz bir çalışma gücüne sahiptir. Erkek köpeklerde omuz yüksekliği 50-58 cm arasında iken dişilerde 43-53 cm arasındadır.

Bazı varsayımlara göre, bu köpekler Asya bozkırlarını, Alman kabilelerden oluşan Goth’larla birlikte terk etmiştir. Bunlardan bazıları(Ostrogotlar) Batı’ya göç etmiş onların köpekleri Alman Pudel(kaniş) olmuş. Diğerleri(Vizigotlar) güneye  gidip Romalılarla savaşmışlar. MÖ 400 yıllarında Vizigotlar İspanya ve Portekizi işgal etmişler ve köpekler de vatanını bulmuşlardır.

EVCİL KUŞLARDA BAKTERİYEL ENFEKSİYONLAR

Yazan: admin Yayınlanma: Hit: 569 Yorum: 0

EVCİL KUŞLARDA BAKTERİYEL ENFEKSİYONLAR

Hayvan türü ne olursa olsun, iyi bakım beslenme koşulları hastalıklara karşı en koruyucu önlem olarak sayılır. Bununla birlikte, ideal koşullar altında beslenen evcil kuşlarda bile, ara sıra bakteriyel enfeksiyonlar görülebilir. Neyse ki bu tip enfeksiyonlar, bugüne kadar yapılan araştırmalar sayesinde artık kolaylıkla giderilebilmektedir.

Eğer kuşun sağlığı ile ilgili bir şüpheniz varsa veya onun hasta olduğunu gördüğünüz zaman, veteriner hekime doğru yola koyulmanız gerekmektedir. Çoğu kafes kuşu hastalığın ileri dönemlerine kadar, sağlığını kaybettiğine ilişkin bir belirti göstermez. Papağan sahipleri için önemli bir nokta da, bu kuşların hasta olduklarını sahiplerinden çok iyi gizleyebilmeleridir. Evinde papağanı olanlar bu geveze arkadaşlarını her gün tepeden tırnağa gözden geçirmeli, yemini yiyip yemediğine, tüylerine, duruşuna, ayaklarına, dışkısına dikkatle bakılmalı ve her zaman bu konuda uyanık olunmalıdır.

Kuş hastalıklarında en yaygın olarak uyuşukluk, tüylerin kabartılması, iştahın azalması veya tamamen kesilmesi, ağırlık kaybı, soluk alıp vermede zorlanma, koordinasyon bozukluğu, dengesizlik ve bunun sonucunda tünekte duramama, ses kısıklığı veya kesilmesi, gözlerde şişlik gibi belirtiler gözlenebilir.

Çok farklı hastalıklar birbirine benzer klinik belirtiler ile ortaya çıkar. Ancak kuş hastalıkları hakkında yeterli bilgi ve deneyim sahibi bir veteriner hekim, hastalığın nedenini bulur ve uygun tedaviyi uygular.

Evcil hayvan besleyen kimseler, hiçbir zaman kendi başlarına tanı koymamalıdırlar. Tedavi amacıyla, insanlar için hazırlanmış ilaçların veya pet shoplarda da bulunabilen hayvan ilaçlarını rastgele kullanmak kuşun sağlığı için tehlikelidir. Çünkü insan ilaçlarının bazılarının bileşiminde, kuşa iyi gelebilecek maddeler bulunabilse de bu ilaçlar farklı kimyasal maddelerle temas edip olumsuz etki gösterebilir ve zararlı olabilirler. İnsan vücudu ve hayvan vücudunun toleransı farklıdır ve buna çok dikkat edilmelidir.

Bakteriyel enfeksiyonların tedavisi kolay yapılabilen enfeksiyonlar olduğunu daha önce belirtmiştik. Ancak bu enfeksiyonların tedavisi yapılması gereken bir takım işler ile kolaylaşmaktadır.  Öncelikle hastalığın etkeni belirlenir ve ona göre uygun bir antibiyotik seçilir. Antibiyotikler her zaman ve her durumda kullanılamazlar. Çünkü etkili oldukları bakterilere göre değişkenlik gösterirler. Yeterli dozda ve önerilen sürede kullanıldığında, antibiyotikler tavsiye edilen sürede kullanıldığı zaman başarılı bir şekilde tedavi sonuçlanır.

Kafes kuşlarında enfeksiyona neden olan bakteriler çok çeşitlidir. Bunlarda en sık rastlanan grup gram negatif olanlardır. Gram negatif bakteriler çevremizde çok yaygındır ve suda, toprakta, bitkilerde bulunabilirler. Bu nedenle kuşlara verilecek yiyeceklerin önceden çok iyi yıkanması gerekir.

İnsanların normal ağız florasında bulunabilen bazı bakteri türleri kuşlarda hastalık oluşturabilir. Bu bakterilerden kaynaklanan hastalıklara, sahibinin ağzını öpen veya sahibinin ağzından yiyecekleri alan kuşlarda rastlanır.

Bakteriyel enfeksiyonların en iyi tanı yöntemi, laboratuarda bu etken üretilmeye çalışılır. Sindirim kanalı enfeksiyonlarında kursak ve kloakal(dışkı gibi) örnekler alınır. Solunum yolları ile ilgili bir sorun da, soluk borusundan alınan salgı örnekleri incelenir.

KEDİLERDE GEBELİK VE EMZİRME

Yazan: admin Yayınlanma: Hit: 361 Yorum: 0

KEDİLERDE GEBELİK VE EMZİRME

Yakın zamana kadar gebe kedilerin beslenmeleri konusunda çok az şey bilinmekteydi. 1979 yılında bir grup kedi bu konu ile ilgili yeterli bilgiler elde etmek amacıyla Wattham Centre For Pet Nutrition enstütisinde incelemeye alındı.

Anne adayları gebeliklerinin ilk yedi haftası gruplar halinde, yedi haftadan sonraki emzirme döneminin sonuna dek, teker teker olmak üzere olmak üzere ne kadar yedikleri saptanmak üzere beslenmeye alındılar.

Günün 18 saati önlerinde yemekleri ve suları hazır bulundurulurdu. Enerji alımı verilen besinler hemen ardından ölçülen ağırlık arasındaki fark hesaplanıyordu.

Yemeklerin; nem, protein, yağ, yağlı asitler, mineral ve vitaminler açısından analiz edilmesi işlemi ticari kedi mamaları ile yapıldı. Kedilerin ağırlıkları, çiftleşmenin hemen sonrası, gebelik dönemi her hafta, doğumu takriben ilk 24 saat ve sonrası haftalık aralıklarla düzenli ölçüldü.

Araştırma sonuçları, gebelik dönemi ağırlıkların, çiftleşme anındakilere oranla %39’luk bir artış gösterdiğini ortaya koydu.

Fakat bu artış birçok yönden ilginçti. Birçok memelide bu kilo artışı gebeliğin ileri safhalarında ortaya çıkan normal bir durumdur. Burada ise, tam tersi ilk dönemlerde büyük bir artış içerisinde olan ağırlık, gebeliğin 2-3 ayı tamamladığında zirveye erişmekte ve sonra inişe geçmekte idi.

Dikkati çeken diğer bir nokta, hızlı kilo artışının anne karnındaki ceninin hızlı büyümesi ile hiçbir ilgisi olmamasıydı.

KEDİ VE KÖPEKLERDE KULAK HASTALIKLARI

Yazan: admin Yayınlanma: Hit: 565 Yorum: 0

KEDİ VE KÖPEKLERDE KULAK HASTALIKLARI

Tüm canlılar için kulak ne denli önemli ise kedi ve köpeklerimizin de bizden daha hassas kulakları o denli önemlidir. Anatomik yapı olarak kulak üç kısımdan oluşmaktadır. Bunlar sırası ile dış kulak, orta kulak ve iç kulaktır. Evcil hayvanlarda görülen kulak hastalıkları en fazla dış kulakta görülmektedir. Hastalıklar; ısırma, tırmalama, sürtünmelerle, vurmalarla oluşan yırtıklar, ezik yaraları, yabancı cisim kaçmaları ve bunların irritasyonları halinde görülür. Bu şekillenen yaralar kulak kepçesindeki kıkırdağı da etkileyecek şekilde oluşursa, kulak kepçesinde genelde kangrenleşme(doku ölümü) meydana gelebilmektedir. Çünkü kıkırdak yapıda yeterli kan damarı olmadığından beslenme yetersiz olmaktadır. Bu durumda kangrenleşmeye neden olmaktadır. Ayrıca kulak kanalında yaralanmalar meydana geldiği zaman kanalın daralması söz konusu olur. Böyle durumlarla karşılaşmamak, hayvanınızın kulak kepçesinde ve kulak yolunda görülen her hangi bir yaralanma halinde istenmeyen problemlerin ortaya çıkmasını önlemek için hayvanınızı veteriner hekime göstermelisiniz. Dış kulakta görülen ve özellikle kulak kepçesinin derisi ile kıkırdağı arasında kan toplanmasıyla meydana gelen “Othematom” dediğimiz hastalık oluşmaktadır.  Bu hastalık kulak kepçesinin dış yüzeyinde ya da iç yüzeyinde ovalimsi, yuvarlak ve mekik şeklinde aniden meydana gelen şişkinlik halinde görülür. Ayrıca dik kulaklı hayvanlarda kulağın aşağı doğru sarktığı, başını eğik bir biçimde tuttuğu, sallama hareketlerinin de yavaşladığı hayvan sahiplerinin dikkatini çekmektedir. Bu durum hayvanı rahatsız eder.  Hayvanınızda böyle bir belirgin rahatsızlık gördüğünüzde ya da hissettiğinizde biran evvel hekiminize gitmenizi tavsiye ederiz. Dış kulak yolunda, fizyolojik olarak kanalın korunmasını ve nemliliğini sağlayan yağ bezleri vardır. Bu bezler kulağı daima nemli tutar ve asidik sağlayan bir sıvı salgılar. Dış kulak kanalı hastalıkları, paraziter kökenli olmayan nedenlerden oluşur. Paraziter kökenli olmayan nedenlerin başında soğuğun ve suyun etkisi gelmektedir. Üşütme sonucu meydana gelen dış kulak hastalığı, açık bir pencere, açık bir kapı ya da hareket halindeki otomobilin penceresinden hayvanın başını çıkartması sonucu meydana gelen hava akımının dış kulak yolunun hastalanmasına meyilli kılar. Dış kulak yoluna suyun girmesi de hastalığın oluşmasında önemli rol oynar. Hayvanları yıkarken sabunlu ya da şampuanlı suyun kulak kanalına kaçması, dış kulak yolundaki asidik ortamı sulandırıp nötralize ederek orada bakterilerin üremesi için uygun bir ortam hazırlamış olacaktır. Av köpeklerinin de nemli ve soğuk mevsimlerde göl  ve nehirlere girmesi sonucu kulak kanalında aynı etkiyi meydana getirerek, kulağın hastalanmasına neden olacaktır. Dış kulak kanalına toz, toprak kum, taneleri, saman çöpleri, kıymık, yonga parçaları ve daha çok yaz mevsiminde pisi pisi otu dediğimiz yabani ot başakçıkları kaçmasıyla, dış kulakta travmatik iritasyona neden olur.

KÖPEĞİMİZ İLE SEYAHAT

Yazan: admin Yayınlanma: Hit: 329 Yorum: 0

Nasıl Alıştırılmalı?

Eğer köpeğiniz yavru ise ya da yetişkin olduğu halde hiçbir zaman araba ile yolculuk etmediyse, bu yeni deneyimin onu fazla sarsmaması için yavaş yavaş alıştırılması gerekmektedir. Sakin bir alıştırma için gerekli yöntem ve süreleri görelim:

1-      Köpeğinizi arabaya bindirin ama motoru çalıştırmayın, hazırlamış olduğunuz bisküvilerle oynamasına izin verin.

2-      Köpeği arabada tutun, motoru çalıştırın ama hareket ettirmeyin. Hayvanı sesiniz ve hareketleriniz ile sakinleştirmeye çalışın.

3-      Arabada köpeğiniz ile sık sık mola verin ve yavaş yavaş molaların arasını açın ve ödülleri unutmayın.

4-      Bu alıştırmalardan yaklaşık 2 hafta sonra köpeğiniz sizinle birlikte istediğiniz kadar yolculuk yapmaya hazır olacaktır.

SAĞLIKLI KÖPEK

Yazan: admin Yayınlanma: Hit: 708 Yorum: 0

SAĞLIKLI KÖPEK

Yavru Köpekler

Yavru köpeklerin, yetişkin köpeklere göre, daha yüksek miktarda kalori ve temel besleyici maddeleri almaları gerekir. Yiyeceğin kalitesi, miktarı kadar önemlidir, özellikle memeden ayrıldıktan sonraki dönemlerde(yavrulara, doğumdan üç ile dört hafta sonra az miktarda katı besin verilmişse, genellikle beş ile yedi haftalık olduklarında memeden ayrılırlar.) yumurta, süt, et ve beyaz peynir, yavru köpekler için çok iyidir, çünkü hem lezzetlidirler, hem de bol miktarda iyi kalitede protein içerirler. Selüloz oranı yüksek olan yiyecekler, hızlı büyüme dönemi içinde çok tercih edilmez. Hazır bir köpek maması tercih ediyorsanız, özel olarak yavru köpekler için hazırlanmış bir mamayı satın alın ya da bir yetişkin köpek mamasını yukarıda belirtilen protein kaynaklarından biriyle takviye edin.

Günde üç öğün, yavru köpeklerin hızlı büyümelerine karşılık verir, hatta ilk bir ay içinde günde dört öğün dahi verip, sonradan üçe indirebilirsiniz. Yavru köpek 4-6 aylık oluncaya kadar bu şekilde devam edin. Ancak yavruya bu dönemlerde aşırı miktarlarda mama vermekten de kaçının. Genç köpeklere aşırı miktarda mama verme, iskelet ve kas yapısında yanlış gelişmelere neden olabilir. Bu dönemde bol bol hareket etmesi de çok önemlidir, ancak zeminin kaygan ya da fazla sert olmamasına dikkat etmelisiniz.

Küçük ırk köpeklerin yavrularının çoğu, 7-10 aylık olduklarında olgunluğa erişirler ki bu zamanda toplam beslenme gereksinimleri azalmaya başlar. Bu değişime dikkat edin.  Bu dönemde gereksinimler azalacak ve yetişkin köpek maması ile beslenmesi gerekecektir. İri ırklarda olgunluk daha geç oluşur, çünkü gelişimleri daha yavaştır.

Köpeğiniz zaman zaman bir öğünü atlar ya da ancak yarısını yerse, endişeye kapılmayın. Öğünlerden birini kısabileceğiniz ya da miktarı azaltacağınızın habercisi olabilir. Köpekler mamalarını 20 dakika içinde tüketmelidir, ancak bu şart değildir. Her zaman taze su bulundurmayı ihmal etmeyin, çok su içeren mamalar verseniz bile mutlaka su bulundurmalısınız. Öğünler arasında iyi bir davranışı için vereceğiniz ödül bisküvisi dışında, başka yiyecekler verilmemelidir.

Gösterilen: 13 ile 18 arası, toplam: 43 (8 Sayfa)